30 Aralık 2011 Cuma

Nice Yıllara Kayserispor' um...


Yarın 2011' in son günü. İyisi ile kötüsü ile 2011' i geride bırakıyoruz. Yeni yılda Kayserispor adına her şeyin güzel geçtiği bir yıl dilemek istiyorum. 

Futbolumuzun katledildiği, şike yapanların hala utanmadan ŞAMPİYONLUK iddiasında bulunduğu, TRANSFER ŞİKESİ ile bir takımın kimyasının bozulduğu bir yılı geride bırakıyor olmanın sevincini yaşasakta, yeni yılda her şeyin daha güzel olacağı, adaletin yerini bulacağı, Kayserispor yönetiminin taraftarına daha çok sahip çıkacağı bir yılı karşılama umudunu taşıyorum. Nice senelere Kayserispor' um... Nice senelere Kayserispor' lu kardeşlerim...

28 Aralık 2011 Çarşamba

İstediğin Oldu Galatasaray...


Öyle ya da böyle. Bir şekilde yine yapacaklarını yaptılar. Gerek para ile, gerek medya ve basın desteği ile hem oyuncunun aklını çeldiler, hem de Kayserispor' u "kaka" göstermeyi bildiler. Biz bu oyunu daha önceleri de izlemiştik. Alışmamız lazım ama alışmak konusunda eksiklerimiz var ne yazık ki..

Ali Turan' da yaşadık aynı şeyleri. 6 ay kaptanımız, kendi şehrimizin çocuğu dediğimiz adam gitmek için futboldan uzak kaldı. Şimdi Nordin' de yaşıyoruz. Muhtemelen o da bir süre uzak kalacak takımdan, futboldan. Halbuki Amrabat' a fırsat verildi. Özür dile takım arkadaşlarından, kaldığın yerden devam et" dendi. Üstelik bunu kendisini bu takıma kazandıran Şota söyledi. İstemedi ve artık kadro dışı. Türkiye' de hangi futbolcuya 1.4 milyon € garanti ve maç başı ücret teklif edersen o futbolcunun şirazesi kayar. Kayserispor' dan yıllık 400 bin € alan Amrabat milyonları duyunca bir anda hülyalara daldı. Bir süre daha rüya göreceği kesin...

Ben kulübün dik duruşundan dolayı memnunum. Bu sadece Gs' ye karşı değil, Amrabat' ı isteyen diğer takımlara karşı da bir dik duruş.  Gel gör ki Türkiye' de karşında bir büyük(!) var ise daima yalnızsın. Herkes karşında olur. Haklı olup olmaman onlar için önemsiz nasılsa. Sen Anadolu kulübüsün, ensene tokat vurduklarında oturmasını bileceksin onlara göre. Dişli olamazsın. 

Şike, teşvik, Play-Off, Euro 2012, vs.vs. Yazdığım şeyleri yaşadıktan sonra ülke futbolunun neden 1 adım geride olduğunu anlamıştım ama son 1 haftadır daha da iyi anlıyorum. Hak edene hak ettiği değer verilmediği müddet futbolda 1 adım ileri gitmek imkansız. Geçtiğimiz asırda alınan Uefa kupası ile avunmaya devam eder dururuz...

27 Aralık 2011 Salı

Keşfedilmemiş Yetenekler. Muhittin Bozkurt


Taner Karaman' ın Kaleminden;

Klişe bir laf vardır hani, futbol sadece futbol değildir diye.. Bu ilk cümleyi okuyan herkesin aklına muhtemelen futbol ve saha dışı olaylar vs gelmiş olmalı fakat futbol sadece bunlardan da ibaret değil. Yazımda size genç bir yetenekten bahsedeceğim, muhtemelen ilk kez etkilendiğim bir futbolcu için özellikle kalemi elime alıyorum ve onun hakkında bir şeyler yazıyorum. 

Bahsettiğim oyuncu efeler diyarı Aydın'dan, Aydınspor'dan Muhittin Bozkurt. Oyuncuyu ilk izlediğim zaman Tarım Sanayispor isminde bir amatör takımda oynuyordu ve patlamaya hazır bir bomba görünümünde olduğu belliydi. Mütevazi bir ailenin, tek oğlu Muhittin, arkadaşlarının iknası ile başladığı futbol hayatına önce yaşadığı ilçenin küçük bir amatör takımında başlıyor. Hızlı futbolu, sert şutları, pratik zekası hemen gösteriyor kendisini ama şartlar bir türlü yükselmesine izin vermiyordu. Uzun yıllar Tarım Sanayispor, Madranspor döngüsünde futbol oynayan genç futbolcu, akabinde Aydın ilinin maddi olanakları, tesisleşmesi gibi bir çok özelliği Aydınspor' dan daha iyi olan Aydın Belediyespor'da şans buluyor. Azmediyor, çalışıyor ve kendisini gösteriyor. Türkiye'de amatör olmak hiç kolay değildir. Hele ki futbol aşığı birisi iseniz hiç değil. "Futbol mu? Okul mu?" sorusu ile sık sık karşılaşırsınız. Sonra da para kazanamazsınız. Eğitiminiz aksar, parasız kalırsınız ama yılmazsınız asla. Önemli olan o futbol topunun rakip kaleden içeriye girmesidir. Çamur olsa da farketmez, toprak olsa da, taşlık olsa da, futbol her yerde futboldur.

Aydınspor'un TFF 3.lige yükselmesi ile Aydın Belediyespor'dan kısa süreliğine Madranspor isimli amatör kulübe sırf evine yakın(!) diye transfer olan Muhittin, bir anda kendisini profesyonel oyuncu olarak bulur ve siyah beyazlı kulübe imzasını atar. Yakından takip ettiğimi ve beğeniyle izlediğimi başlangıçta söylemiştim. Tarzı, sahada duruşu ve futbol zekasını her geçen gün daha da geliştiriyor oyuncu.

Muhittin şuan 24 yaşında. 2001 yılında 21 yaşında iken Muğlaspor ile profesyonel hayata adım atan, 2004 yılında 25 yaşında Kayserispor' a gelen ve 2007 yılında da A Milli takımda kendisine yer bulan Aydın Belediyespor ve Aydınspor temelli Aydın Toscalı örneğini gözünün önünden asla çıkarmaması gerekiyor. Bir kasa gazoza Nazillide bir kulüpten diğerine transfer olan Aydın, azmederek 8 sene sonra kendisini milli takımda buldu.

Kendisini yakından izlemeye devam edeceğim, ve bu yazı belgedir ki ilerleyen yıllarda adından sıkca söz ettirecek Muhittin, yeter ki çizgisinden çıkmasın ve şansı yaver gitsin.

Muhittin Bozkurt Futbolcu Bilgileri: http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=30&kisiID=321497


25 Aralık 2011 Pazar

Kayserispor Devre Arası Kamp Programı


Kayserispor yarın toplanıyor. Antalya' da yaklaşık 5 günlük bir kamp etabı var takımın. Saçma sapan bir sistemi kulüplere yamamaya çalışan ve futboldan zerre anlamadığına inandığım TFF yönetimi, bu kadarcık arada bu çocukların nasıl dinleneceğini, bedenlerini ve hatta beyinlerini nasıl dinlendireceklerini ne kadar umursuyor acaba çok merak ediyorum..

Kayserispor yarın yani 26.12.2011 tarihinde Antalya Belek' te toplanıyor, 27' sinde çalışmalara başlıyorlar. Kısaca kamp programı şu şekilde olacakmış..

27.12.2011      28.12.2011       29.12.2011       30.12.2011       31.12.2011

11.00 Saha      11.00 Fitness    11.00 Saha      11.00 Saha       11.00 Saha                
16.00 Saha      16.00 Saha       16.00 Fitness   16.00 Fitness    16.00 Fitness

24 Aralık 2011 Cumartesi

Bizimkisi Memleket Meselesi / Kasist

Eskişehirspor deplasmanına gittik Kasist olarak. Çok eğlenceliydi.. Sonuç mutlu etmedi pek ama dostluk, arkadaşlık ve en önemlisi hepimizin ortak paydası olan Kayserispor ve arma sevdası bizi bir araya getirdi. Eskişehir sokaklarında atkılı, formalı dolaştık, Eskişehir' lilerin güzel duyguları ile karşılandık ve hatta misafir edildik. Takımımızı otelden çıkartıp maça uğurladık, tribünde takımımızı destekledik. Kısaca harika başlayan, skor olarak üzüldüğümüz ama birliktelik olarak tavan yaptığımız bir organizasyonu geride bıraktık. Aşağıda izleyeceğiniz görüntüler Eskişehirspor maçının biraz amatör haliyle belgesellendirilmiş hali. İyi seyirler...


Bu arada İntertoto Kupasının kazanılması olayına şüphe ile yaklaşanlar olacaktır... Kanıt niteliği taşıyan bir yazım vardı. Buradan Kontrol Edebilirsiniz..

Pek Beceremedik Sanki. ( İlk Yarı Değerlendirmesi )



Çok umutlu girdiğimiz sezona o kadar kötü başladık ki Bursaspor mağlubiyeti, üzerine Cangele' nin sakatlanması alt üst etti hem takımı, hem bizleri. Dario' nun Kayseri ve Kayserispor için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görmüş ve teyit etmiş oldum bu sayede.

Genel bir değerlendirme yapmak yerine kısım kısım  bir değerlendirme yaparsak eğer, sanırım şunları söyleyebiliriz;

İlk yarının en başarılı pozisyonu çok gol yememize rağmen defans bloğumuzdu. Geçen yıl ikinci yarının hemen başında giden Alex'in yerine gelen Gürcü' müz Zurab ilk yarının tartışmasız Kayserispor' da en iyi ismiydi. O kadar yerinde müdahaleler yaptı ki yavaşlığını, hantallığını unutturdu bizlere... Defansın sağ kanadı son 5 senede ki en emin ellere teslim edilmiş bunu da gördük. Pekarik son dönemde yapılan en yararlı transferlerden oldu. Gerçekten son zamanlarda sağ bek mevkiinde yaşadığımız sıkıntıyı Pekarik ile bu sezon atlattığımız söylenebilir. Takımın gidişatına göre Pekarik' in kalmak isteyeceğini, kulübün de Pekarik' in kalması için gerekli girişimi yapacağını düşünüyorum. Eren Güngör ise yaşadığı o berbat günlerden sonra nihayet kendine gelmeye başladı. Evet eski günlerinden uzak ama yaşadıklarından sonra o formayı giymesi bile bir mucize.. Hasan Ali geçen yıl ki devamlılığının üstüne bu yıl hücumda etkin rol almayı denedi. Başlarda bunu pek becerdiği söylenemez ama özellikle Manisaspor maçından sonra kendisine geldi ve hem hücumda etkinlik sağladı, hem de sol bek görevini yerine getirdi.

Orta sahayı tek tek irdelemeye gerek yok. Düzen tutturamadığımız bir bölge olduğu için tek tek konuşmak anlamsız olur. Bana göre ilk yarının en başarılı isimlerinin başında Amrabat, Riveros ve Okay geliyor. Amrabat geçen sezonun ikinci devresinde geldiğinde çok şey bekledik ve aslında beklentilerimizi karşıladı. Bu senenin başında en büyük isteğimiz Dario ile birlikte oynamasıydı ama kısmet olmadı.. İkinci yarının ortasını geçtikten sonra Galatasaray' ın radarına girmesi şirazesini biraz kaybettirdi. Aslında Amrabat' tan beklenmedik bişey değildi çünkü geldiğinde Kayserispor' u bir basamak olarak gördüğünü söylemişti. Ama yine de takım iyi giderken yaptıkları hoş karşılanamaz. Bir diğer isim büyük umutlarla bel bağladığımız Okay. İnanılmaz yetenekli. Tek sorunu kondisyonunu 90 dakikaya yayamıyor olması. Riveros ise Ziani' den daha yetenekli(!) iddialarını çabuk çürüttü ama şu bir gerçek ki orta saha da oynayan en devamlı ve yeterli oyuncu çizgisini kaybetmedi. Açıkçası ben memnun kaldım ilk yarı için..

Forvet hattında ise beklediğimiz Gökhan Ünal' dan uzak bir Gökhan ile karşılaştık. Aslında gol sayısı çok kötü sayılmaz ama biz sadece gol olarak bakmıyoruz olaya. Gökhan transfer edildiğinde takımda ağabeylik rolünü oynamasını, takıma itici güç olmasını umut ettik ama ne yazık ki çoğu karşılaşmada bunu görmedik. Hatta bazı maçlarda arkadaşlarına karşı takındığı tavır hiç hoş görüntüler çıkarmadı ortaya.. 

Şota hoca ise bazı konularda sınıfta kaldı. Özellikle oyuna müdahale etme ve kadro tercihlerinde bazen oldukça sorgulandı ama asla ondan umudu kesmeyen bir yönetim ve taraftar grubu var arkasında. Bu sayededir ki sözleşmesi bitmeden +2 yıllık daha sözleşmeye imza attı.

Genel manada Kayserispor olarak umduğumuz, beklediğimiz patlamayı da, futbolu da sahaya yansıtamadık. Çok kötü başladık, bir ara düzelttik bu sefer hakemlere takıldık, sonra yine kötü gidişata devam ettik. Bir ara kötü oynayıp kazandık ve bu doğrultuda sezonu tamamladık. Sıralama olarak Uefa Play-Off grubundayız ama biz buradan daha iyi yerlerde olmalıydık. 

Kıssadan Hisse; bu sezonun başlangıcını Pek Beceremedik Sanki. Geçtiğimiz sezonların tam tersini yaşamak dileğiyle..

22 Aralık 2011 Perşembe

Uluslararası Arena' da Kayserispor


Ne zamandır yazayım diyorum aklımdan çıkıyor. Yoğun gündem, benim şahsi işlerim derken arada kaynamasın... İtalya' da faaliyet gösteren Scout şirketi Wyscout her yıl belirli dönemlerde ( ki bu senede 2 kez yapılıyor ) dünyanın önde gelen kulüplerini bir araya getiriyor ve genç oyuncular ile ilgili araştırmalarını paylaşıyor.. Bu yıl 2. organizasyon 28-29 Ekim 2011 tarihlerinde Milano' da gerçekleştirildi. Burada yapılan araştırmalar sonucunda açıklanan bilgilerden birisi de "Avrupa' da Kendi Ülkesi Dışından Transfer Yapan Kulüpler " konusunu içeriyordu.

Türkiye' de senelerdir genç futbolculara yaptığı yatırımlarla dikkat çeken Kayserispor bu durumu ile Wyscout isimli şirketin radarına takılmış ve bu kategoride ilk 10 içinde yerini almış. Kayserispor kulübü bunun açıklamasını yaklaşık 2 hafta önce yaptı ama bizim jeton 8 köşe. Anca aklımıza geldi de yazdık bloga... Neyse işte böyle dostlar.

Kulübün resmi sitesinden yapılan açıklama; http://kayserispor.org.tr/tur/hdetay.asp?id=1177

Büyük Adamsın Şota


Şota bugünkü maçtan sonra iki güzel cümle ile ne kadar mükemmel bir adam olduğunu gösterdi. İlkinde Lig Tv spikeri Atakan Kurt'a espri ile karışık takip etmediğini ima etti. Diyalog yaklaşık şu şekilde gelişti;

-Atakan Kurt: " Hocam, Navarro maç boyunca topu yere hiç indirmedi, hep arkadaşlarına kısa paslarla topu gönderiyor. Bu sizin takiğiniz mi? Yani oyuna böyle başlanmasını siz mi istiyorsunuz? "

-Şota Arveladze: " İki senedir öğrenemedin mi? Sen beni takip etmiyorsun galiba.. " :) Alem adamsın Şota...

İkinci diyalogda ise Atakan Kurt bu sefer Amrabat konusuna değindi. Aslında soru kısmını geçip direk cevabı yazalım buraya.


" KULÜPTEN BÜYÜK OYUNCU YOKTUR. Messi bile olsa Real Madrid' den büyük değil. Şu an Kayserispor' un futbolcusu, sorun basit. Çocuk hasta.. " 

Diyorum ki; Büyük Adamsın Vesselam..


20 Aralık 2011 Salı

Biseswar!!


Ve Diego Biseswar Kayserispor'da. Geçen hafta Hollanda' ya Ömer Bayram transferi için giden Süleyman Hurma' nın asıl hedefinde Biseswar vardı. Uzun sürdü pazarlıklar. Şota' nın çok istediği bir isimdi ve sonunda Şota' da bizzat devreye girerek Diego' yu konuşmak için Türkiye' ye davet etti.

Bugün babası ve menajeri ile Kayseri' ye gelen Biseswar ile süren pazarlıklar sonucunda oyuncu ile 4.5 yıllık sözleşme imzalandı. Maliyeti konusunda herhangi bir bilgi edinemedim ama edinirsem aktarırım. 

Futbolcu ile ilgili olarak araştırmalardan çıkan sonuç; her iki kanadı da kullanabilen, kaleyi gördüğü her yerden vurabilen, 2008-2009 yılında Feyenoord' da yıldızlaşan ve yeteneklerinden şüphe duyulmayacak bir isim.  Bu sezon 5 maçta oynamuş Goal.com' a göre. 

Şimdi çoğunuz Diego' nun Amrabat yerine transfer edildiğini düşünebilirsiniz. Haklısınız da. Düşünülmesi muhtemeldir ancak ben öyle düşünmüyorum. Amrabat' ın Kayserispor' a rest çektiği, şehri terk ettiği haberleri dolaşıyor ama hiç aslı yok. Bölgesel ağrıları olduğu için yarın ki maçta oynamayaBİLİR ama kesin durumu maç saatinde belli olacak. Amrabat' ın Ocak ayında başlayacak olan Afrika kupasına gidecek olması bu transferin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Amrabat hepten gidecek olsa sadece Biseswar' ın transferi yetersiz kalacaktır.

Gelelim özellikle vurgulamak istediğim bir konuya. Diego Biseswar transferini ilk olarak haber veren iki sevgili kardeşim var. Taner Karaman ( Twitter Hesabı; http://twitter.com/#!/tanerkrmn ) ve Mehmet Ergün ( Twitter Hesabı; http://twitter.com/#!/mrrgun ) Tener Karaman Türkiye' de çok büyük bir Scout ağının kurucusu ve yöneticisi, Mehmet Ergün ise Hollanda' da fanatik bir Kayserispor taraftarı ve ben gibi futbol hastası. İkisinin de futbol bilgisi kusursuz ve inanılmaz takip yetenekleri sayesinde bir çok bilgiyi elde edebilme şansına sahibiz. Onların haberini alıp kendi haberi gibi kullananlara inanılmaz sinir oldum da o yüzden yazıyorum bu kısmı. Haberin kaynağı Taner Karaman ve Mehmet Ergün' dür bu böyle biline..

12 Aralık 2011 Pazartesi

Takım Oyunu



İleri uçta ki organizasyon eksikliği ve orta sahada ki üretkensizliği bir kenara koyarsak bugünkü maçı takımın bütünleşmesi ve takım oyunu oynaması kazandırdı diyebiliriz sanırım. 

Maç boyunca hiç bir olumlu hareketi olmayan Troisi' nin en azından bugün daha erken değiştirilmesi güzeldi. Gökhan Ünal' ın ilk yarıda ki ayakta duramaz ve ölü görüntüsü golde topa yaptığı koşu ve gol vuruşu ile kendisini unutturdu, golden sonraki sevinci ve yedek kulübesinde ki kardeşlerini bu sevince ortak etmesi bu günün en güzel bir kaç hareketinden biriydi. İkinci yarıda golün de morali ile çıkana kadar daha istekli oynadı. 

Defans bloğunun maaşallahı vardı yine. Hasan Ali, Zurab ve Eren kusursuza yakın bir performans sergiledi. Özellikle Eren' in yükselen performansı gerçekten çok değerli. Zurab ise bizim yıllardır hep ağabeylik yapan o 1 stoperimizin bugünkü temsilcisi sanırım. İnanılmaz kademeleri var. Hasan Ali bugün çok yerinde ve doğru hücumsal katkılar yaptı. Gittiği her hücumdan aynı hızda geri geldi ve Hasan Ali' nin kanadından hiç atak yemedik. Okan bugün daha iyi bir oyun oynadı. Iskası dışında hatası yoktu. Yaptığı asistin de bugünün güzel hareketlerinden biri olduğunu söyleyelim..

Riveros bugün Karabük orta sahasına tek top yaptırmadı. Defansif görevlerini en iyi yaptığı maçlardan biriydi. Menajerinin bugün Kayseri' de olduğunu düşünürsek kulübün muhtemel bir opsiyon kullanma durumunun kendisine moral verdiğini söyleyebiliriz. Tabii bunun sadece bir tahmin olduğunu söyleyelim. Santana evet çok hücumsal oynamıyor ama takım oynunda ki en önemli parçaydı bugün. Abdullah çok koştu ama Troisi' den pek bir farkı yoktu.

Amrabat' a başlı başına bir paragraf ayırıp ağzıma geleni söylemek istiyorum ama kendimi tutuyorum. Şimdi sadece oyununu değerlendirip yediği halt için apayrı bir yazı yazmak farz oldu. 

İlk yarı silikti ama ikinci yarıda kendisini buldu. Oyun içinde hücum zenginliği katan hareketleri maçın kopmasında büyük etkendi. Attığı gol yine çok güzeldi. Her ne kadar galibiyet için çaba sarf etmiş olsa da maç sonunda yaptıkları AFFEDİLEMEZ.

Bugünkü galibiyetin özetini yapacak olursak; son 2-3 haftanın kötü oyununa nispeten daha iyi bir oyunla kazanılmış bir galibiyet, hele hele Eskişehirspor deplasmanı öncesinde kazanılmış bir galibiyet iyi geldi. 3 haftada alınan 9 puan bir anda bizi ilk 8 in içine yerleştirdi. 

Şimdi haftaya Eskişehirspor deplasmanı ve ben o gün o tribünde olucam inşAllah..

Muhtemel Kadro..

Eğer ki Şota' yı tanıyorsam yine pek bir değişikliğe gitmeyecektir kadroda. Cezası biten Amrabat' ın Troisi' nin yerine oynamasını bekliyorum. Onun dışında son 2 haftanın kadrosu değişmeyecektir. 

Kadro' da olmayacakları bir kez daha tekrarlayalım.. Cangele, Pekarik ve Ömer Şişmanoğlu sakatlıkları nedeniyle kadroda yer alamayacaklar. Bunların dışında takımda eksik ya da cezalı oyuncu bulunmuyor. Kujoviç' in yine kadroya giremeyeceğini düşünüyorum. İnşAllah yanılırım...

Bu akşam ki maçta beklediğim kadro şu şekilde;

10 Aralık 2011 Cumartesi

Kasist Club ( Batuhan Samet Koç Röportajı )


Ve sonunda oluyor. Kayserispor Kulübünün Resmi Taraftar Ürünlerinin satışı için yine Kayserispor taraftarlarının ortaya çıkardığı ve kulübün destek verdiği proje Kasist Club hayata geçiyor. Peki nedir Kasist Club? Kasist Taraftar Derneği Genel Başkanı Batuhan Samet Koç ile yaptığım sohbetten notlarla sizlere aktaralım...

H.H.B: Sevgili Batuhan Samet. Nedir Kasist Club?

B.S.K: Kayserispor taraftar derneklerinden kısa adı Kasist olan ( Kayserispor İstanbul' da Yaşayan Taraftarlar Derneği ) üyelerince ortaya atılmış Kayserispor Resmi Taraftar Ürünleri projesidir. Yıllardır eksikliğini yaşıyorduk aslında biz bu türlü bir oluşumun. Sonunda biz yapmaya karar verdik. Kulübün armasını kullanabilmek için Kayserispor ile oturup konuştuk ve desteklerini aldık. Ve şimdi hayata geçiriyoruz.. 

H.H.B: Nerden ortaya çıktı? Yani aklınıza nerden geldi bu fikir? Daha önce böyle bir oluşum yoktu Kayserispor' da..

B.S.K: Evet öncesinde benzeri bir proje yoktu. Ki bunu en iyi bilenlerden birisin sende. Resmi siteden verilmiş bir bağlantı var ve lisanslı ürün adı altında tuhaf ürünler satılıyor. Onları gördükten sonra içimizde bir ukde haline geldi bu proje. Aslında işin evveliyatında bir üyemizin ( burada gülüyor çünkü o üyeyi çok iyi tanıyorum :) ) takım otobüsünü giydirme arzusunu yerine getirememesi, gerekli maddi kaynağı bulamamasının beni etkilediğini söyleyebilirim. Bizim bunu dernek olarak gerçekleştirmek adına bişeyler yapmamız gerektiğini düşündüm ve bu fikri üyelerimize açtım. Kabul gördü ve biz de Bismillah diyip yola çıktık..

H.H.B: Peki Kayserispor taraftarları ( yani bizler ) bu ürünlere nasıl ulaşacağız. ( Ben biliyorum da bilmeyenler de öğrensim derdim o yani :) )

B.S.K: Kasist Club ürünlerini ilk etapta www.kasistclub.com sanal mağazasından temin edebilecek taraftarlarımız. İlerleyen dönemlerde Kayseri' de 3, İstanbul' da 1 olmak üzere 4 farklı noktada sabit noktalarda satış yapma projelerimiz var ama bunun için bir süreç gerekli olduğunu söylemek lazım. Çünkü yepyeni bir oluşum ve elimize ne geçecek, ne kadar başarılı olacağız bilmiyorum.

H.H.B: Peki ürünler nasıl ulaşacak bizlere? 

B.S.K: Ürünler tamamen profesyonel şirketler tarafından hazırlandı. Öyle ki bu ürünleri hazırlayan Vog Tekstil Juventus, Hannover 96 gibi kalbur üstü takımların resmi ürün tedarikçisi. Biz bu işi profesyonel ellere bıraktık önce bunu belirteyim. Bu projenin bütün operasyonlarından daha önce de benzeri işleri yapan firmalar sorumlu. Ürünlerin hazırlanmasından tutunda, fotoğraflarının çekilmesine, kargolanmasına kadar her şeyi bu işi yapan ve uzmanı olan firmalara yaptırıyoruz. Sipariş verilen ürünler İstanbul için aynı gün, Türkiye geneli için kargo standardı günlerde ve yurt dışı için toplu bir şekilde haftanın belirli günlerinde transfer edilecek. Yurt dışı için toplu ürün yollanması durumu da tamamen taraftarlarımızın kargo mağduru olmamasını sağlamak için. Yurt dışında belirli noktalarda toplanacak ve dağıtımları da buradan yapılacak.

H.H.B: Aslında ben yine biliyorum ama okuyucular öğrensin amacıyla soruyorum. Bu ürünlerden elde edilecek geliri nerede ve nasıl kullanacaksınız?

B.S.K: Bu konuya özellikle vurgu yapmak istiyorum. Kasist Club ürünlerinden elde edilecek gelirin yaklaşık %50' si Kayserispor kulübüne teslim edilecektir. Kayserispor' un bu konuda ki bir ihtiyacını karşılamak, kulübe ek girdi sağlamak bu projeye başlarken en büyük amaçlardan biriydi ve öyle de olacak. Geriye kalan %50' lik dilimin büyük kısmı yine bir Kasist Sosyal Sorumluluk ve Taraftar Kazanma Projesi olan " Okumuş Taraftar Bursu " na kaynak olarak aktarılacak ve bu uğurda kullanılacaktır.

H.H.B: Kasist niye bu işe girişti? Doğru bir tabirle size göre ne vardı?

B.S.K: Bu soruyu bari sen sorma :) Yukarı da nerden ortaya çıktığını anlattım. Bu soruya da cevabım aynı olsun. En azından şimdilik...

H.H.B: Peki sevgili Samet. Emekleriniz için teşekkürler. Ne zaman alışveriş yapabileceğiz?

B.S.K: Normal de bugün sistem hizmete giriyor. Bankalardan kaynaklanan kredi kartı sorunları nedeniyle 2-3 gün sadece banka havalesi ile satış yapılabilecek. Bir kaç gün içerisinde normal şartlarda satışa dönüp inşAllah bir an evvel ürünlerimizi bitirip yeni yeni siparişlere başlayacağız..

H.H.B: Teşekkürler sevgili Batuhan Samet Koç. Umarım emekleriniz boşa gitmez ve umarım birilerine bu projeniz gerekli dersleri verir... :)

B.S.K: Biz ders versin derdinden çok faydamız olsun derdindeyiz.. İnşAllah hem taraftarlarımızı resmi ürünlerimize kavuşturur, hem de kulübe ve Okumuş Taraftar Bursu projesine gerekli desteği sağlarız... Tüm taraftarlarımızı lisanslı ürün almaya çağırıyoruz... Bir kez daha sanal mağaza adresimiz ile bitirelim sözümüzü.. www.kasistclub.com

8 Aralık 2011 Perşembe

Emniyet Şeridi!


4 günde kötü oyunla da olsa alınan 6 puan resmen ilaç oldu ilaç. Hani otobanlarda emniyet şeritleri vardır, zor zamanlarda GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ OLAN ARAÇLARIN kullanılması için yapılan. İşte o Emniyet Şeridini YASAK olmasına rağmen kullanıyoruz bir kaç haftadır. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Manisaspor maçından bu yana o bizim yan paslarla topa sahip olma geleneğimiz, yerini topla az oynayıp karambolden veya kontralardan bulunan gollere bıraktı. 

Manisaspor maçında, İBB Spor maçında ve bugün Samsunspor maçında bu oyun anlayışıyla çıktık sahaya. Manisaspor maçı işin deneme yanılma kısmıydı sanki. Sonrasında İBB Spor maçında yine topla içli dışlı olma alışkanlığını bıraktık. Özellikle son iki maçtır toplamda 300 olumlu pası göremiyoruz. Hatırlayın, önceki haftalarda daha 60. dakika da 300 olumlu pasa ulaşıyor maçları yaklaşık 400-410 pas ile bitiriyorduk. Ama alınan sonuçlar ortadaydı. Son 3 haftadır bu huydan vazgeçtik ve de iyi oldu. Takımın kötü gittiği şu günlerde önemli olanın 3 puan olduğunu nihayet anladık.

Bugün Kayserispor' da güzel olan bir kaç şeyden birisi Eren Güngör' ün eski Eren gibi oynaması ve partneri Zurab ile muhteşem ve kusursuz bir oyun ortaya koymasıydı. Bu durum inanın 3 puandan daha değerliydi benim için. Keza Santana' nın da çok oyunda görünmese de eski günlerine yakın bir futbol oynadığını söyleyebiliriz. Takımın en kötüsü attığı gole ve yaptığı koşulara rağmen yine Troisi' ydi. Anlamadığım şey bu adam doğru dürüst top kontrol edemezken nasıl oluyorda 28. saniye de oralara kadar gelip o golü atıyor :) Neyse ayağına sağlık diyelim. Nadir ileri uçta çok koştu, çok çabaladı. Fazla top tutamadı ama bir kaç güzel hareketle gözlerin pasını sildi. Okay Pazar günkü Okay' dan oldukça uzaktı. Hasan Ali 3 haftadır eski Hasan Ali olma yolunda. Okan sağ bekte hala sırıtıyor ve Pekarik için "Gel gel sarışınım gel." şarkılarını söylememize neden oluyor.

Samsun' da sabahtan başlayan yağış zemini perişan etti, futbol oynamayı neredeyse imkansız hale getirdi. O zemin de ve o şartlarda 90 dakika mücadele eden her iki takım oyuncularını kutlamak gerek. 

Maç içerisinde takıldığım iki pozisyon oldu. İkisinde de kararlar Kayserispor lehineydi. Birincisi Riveros' un Mustafa Sarp' a yaptığı hareketti ki istem dışı olduğunu düşünüyorum ama buna rağmen bence kırmızı karta kimse itiraz edemezdi. Hakem uyarmadı bile. Bir diğer pozisyon ise Hasan Ali' nin çizgi dibinden çıkardığı top. Vicdanı olan hiç bir hakem o pozisyona el var, penaltı demezdi ki denmedi zaten. Ama şunu da bir kenara yazalım. O Pozisyonda Hasan Ali değil de bizim Apo olsaydı kollarını iki yana açar ve topu kucaklardı. İşte futbol altyapısı denen şey böyle birşey..

Haftasonu Karabük geliyor Kayseri' ye. Matematiksel olarak kötü durumdalar ve puan almak isteyeceklerdir. Bülent Korkmaz' ın gelişi ile takımda bir maçlıkda olsa bir kıvılcım yakaladı ama sonra yeniden söndü. Karabük bu görüntüsü ile ligin zayıf halkalarından biri ama hafife alır, küçümser, nasıl olsa kazanırız havasıyla karşılarına çıkarsak o zincir boğazımıza dolaşır ve nefes alamayız. Kalan 4 haftayı en az puan kaybıyla atlatıp devre arasında gerekli takviyelerle yolumuza devam edelim inşAllah...

Sağlıcakla...

7 Aralık 2011 Çarşamba

Amrabat Transferi " Sükut İkrardan Gelir. "


Her transfer döneminde adına büyük denilen takımların yüzsüzlükleri ve iğrençlikleri ile uğraşmaktan bıktık. Anadolu takımlarının yok sayılması, görmezden gelinmesi, başarı kazanmalarının istenilmemesi gibi durumlar artık mide bulandırmaya başladı. Her ne kadar Bursaspor ve Trabzonspor bu konuda gerekli kapakları kapatmış olsalarda ne yazık ki yüzsüzlük kaldıkları yerden devam ediyor. 

Yine bir transer dönemi ve yine yüzsüzlükte sınır tanımayan bir büyük takım. Ne kadar yönetim değişse de, ne kadar insanlar değişse de Gs' de ki anlayış ne yazık ki senelerdir değişmedi. Hala birilerini yok sayma inatlarından vazgeçmediler. En son Amrabat olayında gördük ki Gs yine kendisine yakışanı yapma gereğini duymuş. Bir kaç gün önce TRT 1 de Stadyum programına katılan Ünal Aysal Kayserispor' lu Amrabat için resmi teklif yaptıklarını açıkladı. Sonrasında Süleyman Hurma bağlandı ve " resmi teklif yok, sadece telefonla bilgi istediler ve gerekli yanıtı aldılar ama oyuncuyu ve menajerini ayartmaya çalışıyorlar. " dedi. Devamında Ünal AYSAL Gs resmi sitesi aracılığıyla; " kulübü ile sözleşmesi devam eden bir oyuncunun ayartılması söz konusu değildir. " gibisinden bir açıklama yaptı. Son noktayı Kayserispor Başkanı Recep Mamur koydu ve " Gs' nin Amrabat için telefonla transfer teklifi yaptığını, bunun kabul görmediğini, gerekli cevabın verildiğini ancak Gs kulübünün gayri ahlaki yollarla oyuncuyu ve menajerini ayartmaya çalıştıklarını. " anlattı.

Bu açıklamaya Gs kulübünden hiç bir cevap verilmedi. Şimdi merakım şu ki; Bir kulübün genel menajerine cevap verme gereği duyan Gs başkanı Sn. Ünal Aysal, Kayserispor Başkanı Recep Mamur' un açıklamalarına neden cevap vermez? Bakınız atalarımız der ki; " Sükut ( Sessizlik ) ikrardan ( kabulden ) gelir. "  Bu konu da daha da başka bir yoruma gerek yoktur sanırım..

Ayrıca Amrabat' ın bu konuda açıklamalarına yer veriliyor ki her futbolcu gibi maalesef o da kendisini bu büyük takımda oynama sevdasına kaptırmış olabilir. Gayet doğaldır. Kendi çocuğumuz dediğimiz Ali Turan bile 6 ay oynamamayı göze aldıysa Amrabat da bu açıklamayı yapar. Ama şunu kimse göz ardı etmesin. Amrabat' ın Radyospor' a yaptığı açıklamada; " Kayserispor izin verirse " cümlesi çok önemli ve de değerlidir.. Tabii anlayana.

Bir de şu kendisini spor medyası olarak adlandıran güruh var ki evlere şenlik. Amrabat' ın sözleşmesi 2015 Mayıs' ına kadar devam ediyor. Bunu bile bile Kayserispor' u hala; " transferde zorluk çıkaran, kulüplerle kavga eden bir yönetime sahip. " olarak lanse etmek hangi insanlığa sığar biri anlatsın lütfen. Haklı olduğu davada Kayserispor' u eleştirenlere diyecek çok şey var ama LA HAVLE onların içinden en mantıklısı...

4 Aralık 2011 Pazar

Yazmazsam Çatlarım.


Bilet fiyatlarının pek işe yaramadığını bir kez daha gösteren Kayseri' lilere de ayrıca teşekkürler. Zira biz bunu söylemiştik. Tüm stadyumu doldurup sessiz sedasız maç izleyecek seyirciler yerine ortalığı ayağa kaldıracak 10 bin TARAFTARIN daha kıymetli olduğunu, bunu kazanmak için çalışılması gerektiğini her defasında izah etmiştik. Ama ne hikmetse bir kulaklarından girdi, diğerinden çıktı. Belki de onu bile yanlış biliyoruzdur. Belki kulakları bile duymamıştır bizleri. 


Son Kale


İkinci 45 dakikanın kısa bir değerlendirmesini yapmak için geçtim bilgisayar başına. İlk yarıyı kişisel işlerim nedeniyle izleyemedim ama çevremdeki dostlarımdan edindiğim bilgiler İBB Spor' un baskı koyduğu ve net goller kaçırdığı konusundaydı. Devre arasında gördüm ki haklılar. İlk yarı da tek ve en etkili atağımızı Amrabat ile yaşamışız ki o da kaçmış zaten. 

İkinci yarıda yine oyun üstünlüğünü ele geçiremedik. Sezon başından beri belki de en mahkum oyunu izledik bugün Kadir Has' ta. İnanılmaz kötü bir pas organizasyonu vardı ki yan paslarda bile sorun yaşadık. İstatistiklere bakmadım ama bu hafta 300 olumlu pası falan bulmamız pek mümkün görünmüyor.

Gökhan' ın yerinde 11 de başlayan Nadir çok mücadele etti, iyi toplar indirdi, bir kaç kez iyi yerlerde fauller aldı ama daha pişmesi lazım. Nadir oyundan çıkarken yuhalayan bir güruh vardı ki içimden çok güzel andım onları. Bir de Pekarik yerine 11 de başlayan Okan vardı. Ne yazık ki oynadığı sağ bek mevkiinde inanılmaz sırıttı. Attığı topların hiç biri yerini bulmadı. Tek olumlu pası Nadir' in ceza sahasında önüne alamadığı ortasıydı. Sanırım daha zamanı var. Okay bugün orta sahada ayakta kalan ve yine beleştende olsa 3 puanı getiren isim oldu takımda. Senelerdir gördüğüm en pervasız orta saha kurgusuna sahip olduğumuz şu dönemde TEPEDEN TIRNAĞA YETENEK olan Okay' ın daha çok şans bulması ve o forma için daha çok mücadele etmesini sağlamalıyız. Ve maçın adamı Navarro'ydu bu su götürmez bir gerçek. İBB Spor cezasahası içerisinden karşı karşıya hiç pozisyon bulamadı ama uzaktan inanılmaz şutlarla kaleyi yokladı. Navarro' nun transferinden bu yana ilk defa arkama yaslanıp, içim cız etmeden bir maç izledim desem yeridir. 

Nadir oyundan çıkarken kardeşine moral vermek için alkışlayan Gökhan, Nadir' i yuhlayanlara inat alkışlamak nedir bilen Kayserispor taraftarları, Okay' ın attığı golden sonra ki sevinç yumağı, Şota' nın yine golden sonra yardımcısı ile sarmaş dolaş olup yine golden hemen sonra havaya kalkan sevinç ve gurur yumruğu maçtan gözüme takılan en güzel görüntülerdi. Ne olur " ARKASI YARIN " denen pembe dizilere dönmesin bu sevinç anları.

İBB Spor için ise söyleyebileceğim bir kaç kelime var. Çok iyi bir takım. İnanılmaz yetenekleri olan futbolcuları var. Webo ve Deko gibi çok ama çok önemli iki silahları var. Taner Yalçın benim çok beğendiğim bir gurbetçiydi ve şu anda İBB Spor kadrosunda. Bugün oldukça etkili oynadı. Bundan sonra ki dönemde başarılar diliyorum İBB Spor takımına.

Hakem 80. dakikaya kadar iyi götürdüğü maçı, bu dakikadan sonra kaybetti ne yazık ki. Normal şartlarda 2 kırmızı kart göstermesi gerekirken 2 sarı kart ile ortamı yatıştırmaya çalıştı. İkinci yarı için konuştuğumda hakemin performansının vasatı geçemediğini söylemek isterim...

3 Aralık 2011 Cumartesi

Kapak Olsun Size.


Gs ile arayı düzeltmek için kendi stadyumunuzda kendi taraftarınıza pankart ve bayrak yasağı getirdiniz, bayrak getiren taraftarı az kalsın tartaklacaktınız, yetmedi Gs taraftarının açtığı pankart ve bayraklara seyirci kaldınız. Şimdi kendi genel menajerimizin açıklamalarıyla gördük ki o Galatasaray sizi yine bir yerine takmamış, gitmiş direk Amrabat' ın menajeri ile transfer pazarlığı yapmış.

Süleyman Hurma' nın açıklamaları burada. Bakın bakalım neler demiş Genel Menajerimiz. Açıklama

Kapak olsun sana KAYSERİSPOR YÖNETİMİ... Kendini daha da fazla ayağa düşüremezdin. KAPAK OLSUN... 

Kayseri' li olmayan Genel Menajeriniz size Kayserispor' luluk dersi veriyor, müsait bir zaman da iki saat ders alın. Belki içinizde az biraz KAYSERİSPOR sevdası filizlenir. Umudum yokta...

Duraklama Devri


Erciyesspor iyi futbol oynuyor. Ama son bir kaç senedir yaşadığı o duraklama devrini bir kaç maçtır yine yaşıyoruz. Bugün futbol olarak pek bişey izletemedi her iki takımda. Bazı pozisyonlar bulmamıza rağmen son vuruşlarda ki etkisizlik puanların paylaşılmasına neden oldu.

Emrah BOZKURT yine ne kadar iyi bir golcü olduğunu ispatladı bugün bize. O top ancak öyle vurulursa gol olurdu ki Emrah bu konuda oldukça iyi bir santrafor. Posinkoviç ve Sofianne Hanni bugün etkili olamadılar. Zira ikinci yarıda Posinkoviç' in etkisiz oyununa devam etmesi üzerine Alican TEZ' i oyuna aldı Fikret Hoca. Yalnız orta saha da Hasan Wasffa beklendiği kadar etkili olamıyor. Bana mı öyle geliyor diye düşünüyordum ki bugünkü futbolunu gördükten sonra tamamen kanaat ettim. Bir de Amit Guluzade mevzuu var. Ben bu çocuktan çok iş bekliyordum ama haftalardır on bir de başlamasına rağmen maalesef etkisi yok. İkinci yarıda umarım düzelerek takıma katkı sağlar.

Elazığspor ise ligde bulunduğu yeri hakettiğini gösterir bir maç çıkardı. Özellikle ilk yarıda ki etkili oyunu ile Erciyesspor' u oldukça sıkıntıya soktu. 10 numaralı formayı giyen Arif ŞAHİN' i bugün çok beğendim. Belki takımı adına bugün o kadar etkili olamadı, belki maçı çevirecek kadar futbol oynamadı ama Arif takım oyununda ne yapılması gerekiyorsa bence fazlasıyla yaptı.

Girilen Duraklama devrinden tez çıkılmasını diliyorum. Zira Süper Lig' de Erciyesspor' u görmeyi çok özledik ve bu takım bunu fazlasıyla hakediyor.

Bay Tahmin


Ben izlemedim ama izleyenlerin paylaştıklarından anladım ki yine ortalığı kasıp kavurmuş Murat Özarı ile Fikret Engin. Adamlar iddia programını tek kelime ile Talk Show ve hatta Stand Up Show haline getirmiş durumdalar. Dün akşam yanlış okumadıysam büyük usta Cengiz Kurtoğlu' nu davet etmişler programa. Önceki programlardan birinde söz almışlar. Enfusi Kurtoğlu'ndan katılacağı konusunda. O da kırmamış ve dünkü programa katılmış.

Izleyen herkes çok eğlenceli bir program yaşadıklarını anlatıyor. Espriler havada uçuşmuş, Fikret Engin kendinden geçmiş vs.vs. :)) Çok güldüm yapılan esprileri okuyunca. Aşk olsun Murat Özarı ve Fikret Engin'e. :))

Cumhurbaşkanıma Açık Mektup(!)




Sayın Cumhurbaşkanım. Önünüze gelen Sporda Şiddet Yasasını neden veto ettiniz? Neden önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, bu seçimin halk tarafından yapılacağını unuttunuz?

Şimdi Şikecileri desteklemediniz, onların rahat hareket etmesini engellediniz diye MaazAllah 30-35 milyon ŞIKE DESTEKÇISI size oy vermezse ne yapacaksınız? Değer miydi sayın Cumhurbaşkanım?

Bu ülkede at koşturmaya alışanlara HADLERINI BILDIRMEK size mi düştü sayın Cumhurbaşkanım? Koskoca TBMM'de oy kaygısı olmayan(!) değerli Milletvekillerimizden daha mi iyi biliyorsunuz?

Ya da normal şartlarda birbirlerine rakip oldukları halde kuyrukları kapıya sıkışınca ve kendilerinin de aynı duruma düşebileceklerini tahmin edercesine taraftarlarını hiç umursamadan VOLTRAN misali bir vücuda bürünen Kulüpler Birliği Vakfının değerli(!) üyelerinden daha mi iyi biliyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanım. Sizi bir Anadolu kulübü taraftarı olarak AYAKTA ALKIŞLIYORUM. Kurulu düzene kafa tutup, en azından her şeyin onların istediği gibi olmayacağını gösterdiğiniz, bu ülkede haksızlığa, hak yiyenlere dur diyecek birinin olduğunu hatırlattığınız ve tehditlere boyun eymediğiniz için. Saolun Varolun..

2 Aralık 2011 Cuma

Neden Sadece Kayserispor



Sorunun cevabı ile mi başlasak acaba? : ) Bu bir tutkudan ibaret belki. Bir vazgeçememezlik ya da. Her şeyini endekslemek, onunla sevinip onunla üzülmek her zaman. Bilmiyorum işte. Asıl cevap aşağıda...

Türkiye' de hemşehricilik ya da daha düz tabiriyle şehir milliyetçiliğinin işe yaramadığı tek husustur futbol. İstisnalar hariç tabii. Çünkü futbol ülkesi değiliz. Bakın İngiltere' ye, Almanya' ya, İtalya' ya, Hollanda' ya ve Fransa' ya. Her şehrin kendi takımının taraftarı vardır. Stadyumları genelde doludur ve yaşadıkları şehrin takımını tutarlar. Hoffenheim bunlara en güzel örneklerden biridir mesela. Ya da bu yıl İngiltere Championship te olan Wigan Athletic. Ne biliyim bir sürü örnek vermek mümkün. Villereal, Sochaux vs. vs. 

Ama Türkiye' de böyle değil, olamıyor nedense. Tutturmuşlar bir dört büyük türküsü sadece onu söylüyorlar. Biraz Bursa, biraz Eskişehir istisnai sayılır.


Belki size absürt, abartı ya da palavra gelecek ama bu sorunun cevabı kesinlikle " MEMLEKET MESELESİ " Peki kendi kendime ya da dışarıdan biri " Neden Sadece Kayserispor? " diye sorduğunda verdiğimiz cevap sizce ne kadar tatmin ediyor soruyu soranları? O da ayrı bir tartışma ya da yazı konusu. Sağlıcakla...

30 Kasım 2011 Çarşamba

Sınırsız Destek.


Yanlışı da sırf birileri yaptı diye destekleyenler var. Neyi, niye, nasıl yaptıklarını bilmeden, fütursuzca, amaçsızca, sırf günü kurtarmak adına karar alan, bunu yaparken de doğru dürüst bir amaç belirlemeyenleri sırf " biz yaptık oldu " diyebilmek adına destekliyorlar ya. Hayret ötesi hayret ediyorum. Hayret!!!

Yine Eskiye Döndük.


Oysa ki kombinelerde yapılan bize göre yanlış uygulamadan sonra dedik ki BARİ BİLET FİYATLARIMIZ SABİTLENSİN. Saolsunlar çığlığımızı duydular o zaman. Pahalı da olsa, rakip ayırımı yapılsa da en azından artık sabit bilet fiyatlarımız olacağına inandık ve hatta ne yazık ki bu konuda garanti aldık. Dendi ki " ne olursa olsun bilet fiyatları açıklandığı şekilde satılacak. " Bugün Tickettürk sitesinde Kayserispor - İBB Spor maç biletlerinin yine 1-2 ve 10 TL olduğu açıklandı.

Yazıktır, günahtır. Bunu yapanın kim olduğunu bilmiyorum ama az çok kestiriyorum. Bana fiyatların sabit olacağı konusunda söz veren kişi olmadığını tahmin ediyorum. Bu işi TİCARETİ BİLEN birileri yürütüyor, bu fiyatı onlar belirleniyor. Ne zaman takım kötü gitse bu yola başvuruyorlar. Taraftarı resmen müşteri edasıyla karşılıyorlar.

Geçen yıl aynı durumda o 1-2 TL lik bileti alıp, üzerine GS forması geçiren bazı adamların ettiği küfürleri unutmadık, unutamayız. Devamında Süleyman Hurma' nın tepkilerini de unutmadık, unutamayız. Bunu hiç mi görmediler, düşünemediler. 1-2 Liralık 30 bin kişi gelse ne olacak? Alınabilecek herhangi bir kötü sonuçta o adamların ne yapacağı malum değil mi? Görmedik mi, yaşamadık mı? Hangisini unuttuk Allah aşkına. Bu durumun " kuyruğu kapıya sıkıştırmış kediden " ne farkı var?

Olmuyor beyler. Kusura bakmayın ama bu dakikadan sonra sizlerin temsil ettiği KAYSERİSPOR YÖNETİM KURULU sıfatını taşıyamadığınız ve kaldıramadığınız konusunda ciddi belirtiler var. Her dönemde arkanızda duranlar bile artık sizin yaptıklarınızdan rahatsızlık duymaya başladılar. Demek ki harbiden yanlış giden bişeyler var. Dur deyin buna ya da Dur diyeceklere yer açın...

29 Kasım 2011 Salı

Erhan Asal


Aslında geç kalınmış cümlelerin pek bir anlamı yoktur hayatta. Geç kalmışsındır ve kaldığın yerde bitmiştir o an senin için. 

Birilerinin kıymetini hayattayken bilmemek hastalığı peydah oldu bizlerde. Yıllarca emek veren insanları dahi çabucak unutur hale geldik. " Neden böyle olduk? " sorusunu sormaktan yorulsakta, bazen " olduk işte! " cevabını yapıştırıyoruz kendi suratımıza.

Erhan Asal yitirdiğimiz değerlerden biri. 76-82 yılları arasında hepimizin teKSevdası olan formayı terletmiş, arması için mücadele etmiş, kolunda pazubendi ile koca bir şehri temsil etmiş bir değer. Ve biz onu kaybettik. Hem de bizden hiç kimse yanında yokken kaybettik. Hiç kimse onu hatırlamıyorken. Ne acı değil mi? Erhan Asal dilekolay 6 yıl bu şehre hizmet etmişti ama karşılığını alamadı. Utanmalıyız. Yerin dibine girmeli ve oradan hiç çıkmamalıyız. Taraftar olarak, camia olarak ve en kötüsü yönetim olarak bizler utanmalıyız. Ankara' da cenazesi kaldırılmadan önce Yönetim Kurulu üyelerimizden birine ( isim yazmaktan vazgeçtim. ) taziye mesajı yayınlaması konusunda bir mesaj gönderdim. Yazıyı yazdığım an itibariyle hiç bir şey yoktu resmi sitede. Sonrasında Sayın Süleyman Hurma her zamanki gibi eline aldı sazı. Sanırım uzun sürmez yayınlanır taziye mesajı. Geç kalınmış olsa da..

Vefa diye Gökhan Ünal' ı yeniden takıma kazandıran biz, 6 yıl bu formayı terletip ebediyete göç etmiş Erhan Asal kaptanı anmaktan yoksunuz.

Ruhun Şad Olsun Erhan Asal. Adını minnetle, hürmetle ve kendime duyduğum zilletle her daim anacağım. Hakkını helal et her ne kadar yüzümüz olmasa da. Biz sana hak ettiğini veremedik ama sen yine de bize hakkını helal et.

28 Kasım 2011 Pazartesi

Hatırlatmak Gibi Olmasın Ama (!)


Evet hatırlatmak gibi olmasın ama şu kötü günlere inat Kayserispor' un başarılarından bazılarını geçmemiz lazım sanırım buraya. Biliyor musunuz? Kayserispor Avrupa' da kupa kazanan 2 Türk takımından biri. Her zaman ki gibi önemsenmemiş bu başarı. Hatta bazıları çerezine turnuva diyerek dalga geçmiş Uefa İntertoto Kupası ile. Bu takımların en büyük başarıları 2. eleme turu. : )

Kayserispor 5. olduğu 2005-2006 sezonunda İntertoto Kupasına gitmeye hak kazandı. Gitti de. 4 maç yaptı İntertoto kupasında. Hiç yenilmedi. 2 galibiyet 2 beraberlik aldı ve kupanın sahibi olarak Uefa Kupasına katıldı. Uefa kupasında deplasmanda muhteşem oynamasına rağmen şanssız bir şekilde 3-2 yenildiği Az Alkmaar' a Kayseri' de 1-1 lik skor alarak elendi.

Hatırlamak istemeyenlere inat Kayserispor Avrupa Kupası sahibi bir takım. Biz bunu anlatamasakta bu böyle.  Bu da Uefa' nın Resmi Sitesinde ki TFF başarıları sayfasının linki.

Bana iyi geldi. Ya size???

Tribüne Çık Süleyman Abi.


Her başarısızlıkta, her kötü sonuçta adı ayyuka çıkan adam Süleyman Hurma. Kabahat kendisinde aslında. Bu kadar göz önüne çıkması, kendisini birilerine yem etmesi yanlış olan şey. Oysa ki ona gelene dek kızılması gereken sürü ile adam var camiada. En başta şehrin ileri gelenleri, Kayseri ahalisi, yönetim, hoca, futbolcular. Ama yok. Kayserispor' da tek gündem Süleyman Hurma. Her işe o koşturuyor, her lafa o karşılık veriyor. Aslında değme Kayserispor' lulardan daha bir taraftar. Yediği ekmeğin hakkını vermekten başka bir derdi yok. Bunu en iyi bilenlerdenim.

Diyorum ki; Tribüne çık Süleyman abi. Kulübede değil tribünde otur. Bırak takımın teknik, taktik işlerini, transfer çizgisini kulübede bu iş için para kazananlar yapsın. Sen sadece onların istediklerini al. Sen taraftar ile meşgul ol. Kurumsallaşmayı yönet. Her işe yetişemezsin sende biliyorsun. Kendini 40 parçaya bölme. Tek parça kal, sağlam dur. 

Bırak cevap vermesi gerekenler cevap versin bazı şeylere. Bırak protesto edilmesi gerekenler protesto edilsin. Ama sen karışma, kal kenarda. Maraton' a sen bağlanma mesela. As Başkanlar ne için var? Bırak gerekli açıklamayı onlar yapsın. Transfer politikasını sen izleme. Bırak onlar istesin sen pazarlığını yap. İmza töreninde sen konuşma. Bırak başkan, başkan yardımcısı konuşsun. Bu görevini devret onlara. Süleyman abi tribüne çık. Kal bir süre orada. Bak daha güzel olacak o zaman her şey.

Her ortamda adını ananlara inat kaybol bir süre ortadan. Kenarda kal. Kendini ağırdan sat. Bırak biraz başkaları yıpransın. Bırak bu takım için çaba sarfetmesi gereken sadece sen değilsin biraz da onlar kendini paralasın. 

Tribüne çık Süleyman abi. Her fırsatta taraftar ile sen karşı karşıya gelme. Bırak başkaları az da olsa bu isyandan, sitemden, protestodan nasibini alsın...

27 Kasım 2011 Pazar

Değerlendirme



Son 4 maçtır 60. dakika da 300 olumlu pası görüyoruz ama o 60 dakika da girdiğimiz pozisyon sayısı 0 ( yazı ile SIFIR ). Takıma bakıyoruz ayakta kalan tek isim Okay. Amrabat yine tek başına ama bencilce mücadele ediyor. Bencilliği kendi kapasitesinde takım arkadaşı olmamasından kaynaklanıyor. Hasan Ali 11 haftadır en verimli oyununu oynuyor buna rağmen kendi bölgesinden 2 pozisyon veriyor. Santana geçen sene ki oyunundan 10 dakika oynasa kıyamet koparmışcasına vurdum duymaz, Troisi gibi sol ayak sevdasına tutulmuş gidiyor. Riveros tek yaptığı iş top kesmek. Oyun açma konusunda hiç bir özellik sergilemiyor. Eren Güngör belki de üzüldüğüm tek isim. Çok ağır sakatlıklardan sıyrılıp formayı sırtına geçirdi ama eski Eren' den ne yazık ki çok uzak. Yaşadığı sakatlıklar haliyle korkak bir oyun sergilemesine neden oluyor. Bugün yine korkak oynayarak bir iki pozisyona neden oldu. Umarım düzelir. Pekarik geldiğinden beri en kötü oyununu oynadı düşünün artık. Zurab takımın tek gerçeği. Elinden geldiğince her yerde. Defansta tehlike önlüyor, top çıkartıyor, yeri geldiğinde faul yapıp kart görüyor. Sürekli takımı için mücadele ediyor.

Bir paragraf kolunda pazuband taşıyan, Kayserispor' a verdikleri için bu takıma yeniden kazandırılan, çok şey beklenilen ama hiç bir şey ÜRETEMEYEN, karambolden gelen toplar dışında varlığını hiç ama hiç hissettirmeyen, arkadaşları koşması gereken yere top attığında alamayıp arkadaşlarına durmadan laf sokan, kötü oynadığı maçta kenara alınınca tavır yapıp soyunma odasına giden, Geldiğinde Kral diye bir yerimi yırttığım ama beni en çok utandıran isim olan Gökhan Ünal' a. Kayserispor' dan gönderilmene neden olan sürecin nasıl başladığını hatırlatmamı ister misin Kral?

Sonradan oyuna giren Nadir elinden geleni yaptı, Ömer yine top öldürme yarışına girdi, Furkan 1 şut dışında bir varlık gösteremedi.

Manisaspor ise muhteşem bir örgütlenme ile bu maçı kazandı. Futbolcusundan hocasına, teknik heyetinden yönetimine, taraftarından şehrine kadar bugün bu maçı hakederek kazandılar. Tebrik etmemek ne mümkün. 

Kayserispor yönetiminden bir ricam var. Manisaspor' un 3000 kişiden 13 bin taraftara nasıl çıktığını, takımda ki bu arkadaşlığın, hoca, yönetim ve şehirde ki bu birlikteliğin nedenini bir araştırsınlar. Bir soruştursunlar belki kendilerine yönelik bir pay çıkartırlar. Kimbilir...

23 Kasım 2011 Çarşamba

Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte


Bizim şehrin en olumsuz özelliği diğer şehirlerdeki gibi geçmişe dair bir başarısının bulunmaması.

Trabzon, Eskişehir hatta Göztepe bile geçmişten gelen başarının mirasçıları olarak sayılarını artırmışlar.
Nesilden nesile aktarmışlar.
Bizim insanımız da en çok 1. Lig, 2. Lig görmüş.
Sadece Avrupa' da en çok gol atan 2. takım olduğumuz sezon ( Liverpool' dan sonra ) dan sonra biraz kıpırdanmalar olmuş ama tekrar sönmüş.
Tam 90' lar futbol popülaritesi derken de bu sefer Belediye başkanı araya girmiş, hadi öpüşün barışın deyip sivrilen yerleri zımparalamış.

Mamurun başladığı dönem muazzam atmosfere şahit olmuşuz, önce kümede kalma heyecanı, ardından üst sıralar heyecanı bizi baya motive etmiş.
Ama sadece insanlar maça gidip gelmiş, taraftar onların gözünde erkilet kale arkasındakiler olarak kalmış,
Siz taraftarsınız diyen olmamış.
Sivas caddesinde " Alem kortej görsün " kıvamında maçlara gitmeler gelmeler, cadde kapatmalar kimseyi hareketlendirmemiş.
Sürekli devam eder sanılmış, sayı skora göre artmış azalmış,
" Ben gitmesem ne olur sankiler " başlamış.
"Sonuçta benim takımım değil ya" larla sürmüş.
Ardından stad taşınınca gitmesi gelmesi zor gelmiş.
Hem de diğer stadlar gibi 40 km. uzakta değilken.
Tıpkı elek gibi dipte kalanlarla stad dolmaya başlamış, KK kurulmuş felan derken, bu sefer de maç satıyor lan bunlar başlamış.
Ama Halka ilişkiler nedir bilmeyen yönetim, anlamamış durumu okuyamamış,
1o larca hamza çakır alıp sattıktan sonra o bütçenin yarısı kadarını kullanamamış,
Kıçıkırık işletmeci dahi yenilikler yaparken bizim yönetim, otobüsünü dahi boyayamamış.
Vs.VS.
Bitmez bunlar, ama halkımız futbolu sesini duyuracak bir platform olarak değil de, boş yere para israfı nasıl olsa yenilecekler kim gidecek diyerek kendinden uzaklaştırmış.
Hepsine sorsan değişik sebeplerden ötürü, yönetim gitsin der, çünkü daha kendi haklı çıktığı soruşturmayı dahi, insanına anlatamamış.
Bakın şikeci değil mişim diyememiş.
Onun için kulüp fabrikadan farksız.
İstifa eder mi, hayır.
O kadar tesis yaptırdı felan filan etti.
Ekibi dağıtır mı, hayır,
Süleyman birşeyler değiştirebilir mi,
Sus otur oturduğun yerde derler.
Yönetimi hareketlendirecek en büyük güç halk.
Olur da ağırlığını maçlara giderek koyarsa bu iş çözülür.
Aksi takdirde böyle devam eder.
İş halkta mı bitiyor? Yok daha neler.
Yönetimdeki abilerimiz de yukarı da bahsettiğim gibi taşın altına elini sokacak, taraftar için bişeyler yapacak. Her şey karşılıklı.

Sözün Özü; Ne kadar ekmek, o kadar köfte...

Salih Kaya..

20 Kasım 2011 Pazar

Böyle Gitmez!!!


90 dakika boyunca 450 nin üzerinde olumlu pas ve yaşayabildiğimiz 1.5 pozisyon. Ne anlatıyor size ya da bana bilmiyorum ama yolunda gitmeyen bişeyler var. Eğer ki takımda en beğendiğiniz oyuncu ( hem defansif, hem ofansif anlamda ) bir sağ bek ise bir sıkıntı var demektir. Eğer 450 nin üzerinde pas yapıp, %58 topla oynama oranı ile maçı bitirip hepi topu 1.5 pozisyon yakalıyorsan, gol yememek adına özellikle son 10 dakika, genelde 35 dakika kendi sahana hapsoluyorsan var bir sıkıntı. 450 nin üzerinde olumlu pas ile pozisyon bulamayıp 1 ters uzun top ile gol atıyorsan, bu golün sahibi rakip takımın stoperi oluyorsa, son 3 maçta ayaklarını uzatamadıkları için forvetlerin tam 5 net gol kaçırıyorsa kusura bakmayın ama var bir sorun.

3 haftadan sonra alınan galibiyet önemli. İnkar ettik mi? Hayır. 9 haftadır yenilmeyen bir takımı yenmek önemli. Değil dedik mi? Hayır. Kötü oynarken de maç kazanmak güzel. Çirkin dediğimizi duyan oldu mu? Hayır. Ama şunu dediğimi duyun sevgili dostlar.. "Ne zamana kadar böyle gidecek bu iş?" Biri bana söyler mi? Sanmıyorum.

Maçın değerlendirmesi kısaca; " Kötü oyunla gelen 3 puan ve buruk sevinç. " olsa doğru olurdu herhalde. Golü Gökhan Ünal' a yazanlara sitem ediyorum. Golün adı Amrabat arkadaş. 

Değişik yerlere yazdım burada da şu cümlelerle son noktayı koyayım. Bugün stadyumda parmakla sayılacak seyirci vardı çoğunuz gördünüz. Ben burada öfkemi, küskünlüğümü şehirden, taraftardan çok kendi yönetimimize yöneltiyorum. Bu hale gelişimizi, parmaklarla taraftar sayılacak hale gelişimizi bu hale getirenler oturup düşünsün birazda.

40 binlere oynayan Kayserispor' dan parmakla sayılacak hale geldiysek tek sorun şehirde ya da taraftarda değildir sanırım...

18 Kasım 2011 Cuma

Şaka Yapıyorsunuz


Dün kulüp resmi sitesinden bir açıklama yapıldı. Açıklamada Kayserispor' un Orduspor maçında yeni bir başlangıç yapmak istediği ve bunun için taraftarın desteğine ihtiyaç duyduklarını anlatan bir açıklama. Açıklama da en çok dikkat çeken cümle; " Bütün taraftarlarımızı; bayraklarını ve flamalarını alarak 19.11.2011 tarihinde, saat 16.00' da oynanacak olan maça; takımımızı desteklemeye davet ediyoruz." cümlesi ki tek kelime ile KOMİK olmuş. Açıklamayı yapanları da, ihtiyaç duyanları da KOMİK duruma düşürmüş. 

Değerli büyüklerim, çok muhterem Kayserispor yönetimi. Biz Kayserispor taraftarları olarak Galatasaray maçında yeni ve iyi bir başlangıç yapmayı istiyor ve umuyorduk. Hazırlıklarımızı yapmıştık. Evet sizin deyiminizle 3-5 kişiydik ama sevdamız aynıydı. "Sadece Kayserispor" diyen 3-5 kişi o maça yürekleri ile hazırlanarak gitmişti. Peki ne oldu? Kapıda Kayserispor bayrağı içeri alınmadı, içeri sokmaya çalışan arkadaşlarımız taciz edildi, üstlerine yürüdüler falan filan.

Aslında uzatmaya gerek yok. Komik duruma düştüğünüzü söylemek istedim o kadar. Sizin KOMİK isteğinize ne adar uyar Kayserispor taraftarları bilmiyorum ama bildiğim tek şey sizin birilerine yaranmak için koskoca bir camiayı karşınıza aldığınız...Yazık ettiniz hem kendinize, hem o tribüne gelip sadece Kayserispor' u desteklemek isteyenlere...

10 Kasım 2011 Perşembe

Neler Yapabiliriz II

2 gün önce ki yazının devamı>>>



3) Yönetimsel ve kurumsal manada artık bazı girişimlerin yapılması lazım. Bizler o kadar gerideyiz ki bu konuda söyleyince adımız söyledi oluyor. Düşünebiliyor musunuz Galatasaray maçında stadyuma PANKART VE BAYRAK alınmadı. Hem de bu karar TEK TARAFLI uygulandı. Bunu yapan bizim kendi yöneticimizdi. Olmaz. Yapılamaz. Bu kabul edilemez. Ne olursan ol TEMSİL ETTİĞİN MAKAMIN kıymetini bilecek, ağırlığını aldıracaksın. Kaldıramıyorsan eğer poponu o koltuktan kaldıracaksın. Burası Kayserispor Kulübü. Ne sizin şirketiniz, ne iş yeriniz. Elbette takıma kazandırdıklarınız İNKAR EDİLEMEZ ama artık bir yerde kaybettirdiklerinizi de sorgulamak zorundayız. Yapmazsak kaybetmeye devam edeceğiz.

4) Şehir olarak, taraftar olarak takıma omuz vermeli, ayağa kalkarken mutlaka destek sağlamalıyız. 1.5 Milyonluk iehirde 15 Bin taraftara oynayan bir takım olması harbi harbi şehrin ilgisizliğinin bir göstergesi. Bizler kendimizden bir şeyler koymalı artık çaba gösteren taraf biz olmalıyız. Şehri uyandırmak adına mutlaka projeler üretmeye yeniden başlamalıyız.

5) Şehrin ileri gelenleri artık bu takıma destek çıkmalı. Sadece kulübe maddi destek sağlamak yetmiyor artık. Kombine alarak elbette bir şeyler verilmek isteniyor ama o kombine sahiplerinin maça gelmediği GÜN GİBİ ORTADA. Koskoca Kayseri' de takıma göğüs reklamı vermek isteyen bir iş adamının olmaması ne kadar acı değil mi? Bu kadar büyük firmanın içinde yokmuydu dersiniz bir babayiğit. Bu adamlara KAYSERİ adının büyüklüğünü ve önemini anlatmalıyız. Bunu da BİZLER YAPMALIYIZ..

Haydi bişeyler yapalım iş işten geçmeden...

8 Kasım 2011 Salı

Mazi Kalbimde Yaradır

Bir gittim pir gittim Atatürk Stadyumlu günlere. Resmen acım depreşti, yaram kanadı, o günleri şöyle bir kez daha yaşadım. O coşkuyu, o sevgiyi, o mutluluğu senelerdir yaşayamadığımızı hatırladım, içim cız etti. Gözlerim doldu ve hatta burnum sızladı. Mazi de kalan herşey niye hep güzel oluyor? Neden hep özlüyoruz? Biz o stadyumda kimleri görmedik ki? Neler yaşamadık ki? Ne sevinçler, ne hüzünler. Şimdi hiç biri izleyeceğiniz kısa tribün görüntüsünde ki coşkuyu, sevinci, mutluluğu hala yaşayamadık ve sanırım bundan sonra da yaşayamayacağız.


En azından şu eski tribünlerde ki coşkunun yarısını yaşayacağımız günleri görmek dileğiyle..

Neler Yapabiliriz I


Bu kötü süreçleri yaşamamak adına mümkün mertebe ÇOK TEKNİK KONULARA girmeden " Ne Yapabiliriz? " sorusuna cevap ararsak aklıma gelenler şöyle;

1) Kişiliğinden, iyiliğinden, adamlığından asla şüphe duymadığım Şota Hoca' nın takımdaki baştan savma futbol oynayanları bir egale etmesi lazım. Onun yumuşak ve güler yüzü belli ki bazı arkadaşlarımız tarafından kullanılıyor. Mutlaka ÇARE BULUNMALI.

2) Çok ciddi bir rotasyona girilip takımda formayı giymeyenlere bu fırsat verilmeli. O kadar övündüğümüz GENÇLERİMİZ ilk on birde başlamasa da mutlaka takımda süre almaları sağlanmalı. Bakınız kulübede oturan isimlere; Nadir, Engin, Kujoviç, Okay ( bazen süre alıyor ),Berkay, Ömer Kulga. Şaka maka değil ha. Bu adamları Süper Lig' in diğer takımlarına koy göbek ata ata oynarlar, oynatılırlar.

Devamı gelecek...

7 Kasım 2011 Pazartesi

Bugün Bayram(!)



Aslında bloga yazı yazacak durumda değilim. Harbiden sıkıntı tavan şu son bir kaç haftadır. Her şartta ve her ortamda arkasında dursakta takımın gidişat bizi üzecek, yoracak kadar kötü. Hatalar, eksikler, vurdumduymazlıklar had safhada. Yüzümüzün gülüşü genelde Kayserispor' un başarısına endekslenmiş ama biz bunu yüzümüzün gülmediği günlerde farkediyoruz. Yanlış giden bişeyler var ama kötü olan şu ki biz bu yanlışlıkları düzeltecek makamda ve mevkii de değiliz. Sadece konuştuğumuzla kalıyoruz.

Takımla alakalı bişeyler söylemek istemiyordum aslında. Çünkü 3 haftadır oynanan futbol ve alınan sonuçlar aklımdan geçenleri değilde kalbimden geçenleri söylememe neden olabilir diye korkuyorum. Elbette skor taraftarı değilim. İşte bu yüzden aklı selim bir tavırla yaklaşıp konuyu öyle değerlendirebileceğim anı kolladım. Sanırım "o" an "bu" an. Teknik yorum yapacak değilim. Belki teknik yorumu yapacak kişi de değilim. Sadece bir taraftar gözüyle bakıyor ve diyorum ki;

Sivas galibiyeti ile tavan yaptı mutluluk. Alınan sonuçtan ziyade oynanan güzel futbol, takımda ki bütünlük ve arzu yüzümüzü güldürdü, konuştuk, çaldık, söyledik. Çünkü gerçekten sahada ne yaptığını bilen bir takım vardı. Bu sevinilecek ve hatta göbek atılacak bir durumdu. Gerek Bjk maçından sonra, gerek Sivas maçından sonra bu futbolun DEVAMLILIK SAĞLAMASI gerektiği bizlerce her ortamda dile getirildi. İrtibatta olduğumuz futbolcu kardeşlerimize de anlattık, izah ettik bu durumu. Ama sanırım bizi anlamadılar. 

Bakın biz Kayserispor taraftarları belki o kadar çok değiliz, belki şehir olarak takımın yanında yer alamıyor, destekleyemiyoruz ama apaçık ortada olan şu gerçek kimse tarafından YADSINAMAZ. Taraftar 1 kişi de olsa, 1 milyon kişi de olsa taraftardır ve sen onu memnun etmekle, mutlu etmekle mükellefsin. Bunun için para kazanıyor, ter akıtıyorsun. 

Bazı aklıevveller takımda ki ruhsuzluğu şehrin takıma sahip çıkmayışına bağlıyor. Be adam şehir sahip çıkmıyor da her maç cebinde ki son kuruşu takıma harcayanlar neci? Onların da mı hiç hakkı yok. Ya da gurbette olupta sadece taraftarı olduğu takım için yayıncı kuruluş platformunu evine alan adam. Onların hiç mi hakkı yok? Futbolcu ne kendi için oynayacak, ne başka takımlara kendini yarandırmak için. Futbolcu arkasında duran taraftar için savaşacak. 1 kişi de olsa bu futbolcunun boynunun borcudur.

Bu sadece futbolcu, teknik heyet için geçerli değil. Kim, o takım üzerinden bişeyler kazanıyorsa hepsi için geçerlidir. Bu durumda İSTİSNA YOKTUR... Oynayacaksın, oynatacaksın mecbursun. Sen para kazanmak için bu takıma, bu taraftara muhtaçsın. Alınan başarıları kendisine maal edipte diğerlerini yok saymakla bişey elde edemezsin. Diyor ki bir abim; " Başarıyı paylaşmazsan, başarısızlığı paylaşacak kimse bulamazsın. " İşte bu noktada sitem, ve hatta sinir yüklüyüm. Uzatırsam tavrım değişebilir. O yüzden bir kez daha herkesi MAKUL OLMAYA ve ıslattığı formanın hakkını vermeye davet ediyorum. 


Bugünlerin bayram olduğunu unutturanlara da bir selam gönderiyorum. Sizlerin de bayramı kutlu olsun...

4 Kasım 2011 Cuma

Ömer Hasan Şişmanoğlu


Ömer Hasan Şişmanoğlu' nun sözleşmesi normal şartlarda 2013 yılında bitiyordu. Süleyman Hurma bir hamle ile sözleşmeyi 2014-2015 sezon sonuna kadar uzattı. Tebrikler... Bu bir bakıma olumlu bir gelişme. Ben bu tür gelişmelerden sonra;

1- Oyuncuların takımdan ve şehirden memnun olduklarını,
2- Takımda yeni bir jenarasyon oluşturulmak istediğini anlıyorum.

Doğru yanlış tartışırım ama ben bunu anlıyorum. Süleyman Hurma' nın 2 gün önceki "Satılık Oyuncumuz Yok." açıklaması da benim bu düşüncemi destekliyor.

Gel gelelim sözleşme imzalayan futbolcularımızın takıma ne kadar katkı yaptıkları çok önemli. Eğer ki hiç bir halt yemeyip sadece para kazanıyorlarsa ( ki bazılarının yaptığı şey gerçekten bu. ) bu adamları anında şutlayıp yerine faydalı isimler kazandırılmalı. Ne giyerse giyinsin, saçını nasıl kestirirse kestirsin zerre umurumda değil. Umurumda olan GİYDİKLERİ KUTSAL FORMANIN hakkını vermeleri.

Sadece Ömer' den değil hepsinden bunu bekliyorum. Ömer Hasan Şişmanoğlu' nun yeni sözleşmesi Camiamıza Hayırlı Uğurlu Olsun.