24 Temmuz 2011 Pazar

Son Amigo ( Elifoğlu )

Kayserispor aşkıyla ve Amigo Elifoğlu ile tanışmam; şehir dışından gelen amcamın haydi senle maça gidelim demesiyle başlar.

 

Kayserispor - Fenerbahçe maçıydı. 1990’lı yılların başları
( yılını tam hatırlayamıyorum ) Rüştü Rençber’in Fenerbahçe kalesine yeni geçtiği dönemlerdi.

Eski Atatürk stadyumunun açık tribününde amcamla yerimizi aldıktan  sonra yabancısı olduğum ortamda sürekli etrafı inceliyorum. Sahada resimlerini gazetelerden gördüğüm adamlar bir sağa bir sola koşup duruyor. Yabancıyım ya. Haliyle inceleme gereksinimi duyuyorum. Yanımızda ki amcanın simitçiyle diyaloguna kulak veriyorum; ’’simitçi, eğer bu maçı alırsak yerim burası, maç sonu gel kalan bütün simitlerini ben alacağım.’’ diyor . Simitçi ‘’berabere kalırsak ta yarısını al’’ gibi bir şeyler söylüyor.’ Onların konuşmasını dinledikten sonra sahada sürekli hareket halinde ki bir adam dikkatimi çekti.

Hangi tribünün önüne gitse herkes ayağa kalkıyor, tezahürat yapıyor ona eşlik ediyordu. Etrafımda ki  seyirciler ‘’ Elifoğlu, Elifoğlu buraya gel ‘’diye bağırıyordu. Adını orada öğrendim Elifoğlu' nun. Bizim olduğumuz tribünün önüne gelince  yaşlı-genç kim varsa sempatik adamın isteklerini yerine getiriyor bende becerebildiğim ve anladığım kadarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyordum.
  
 

Rüştü Rençber, Atatürk stadyumunun Erciyes tribünü önündeki kalede ısınırken Elifoğlu yerde taklalar atarak Rüştünün antrenman yaptığı kaleye  kendini atmaya çalışıyor, seyirciler her takla atarak kaleye girişinde goool diye bağırıyordu Elifoğlu’nun yaptıklarına sinirlen Rüştü, Elifoğlu’nun yakasından tutup silkeledi ve aralarında bir kavga başladı, boyu nerdeyse Rüştü’nün yarısı kadar. Bütün taraftar ayağa kalkıp tepki göstermeye başladı. Spor ya da futbol bir tarafa ben çocuk aklımla babası yaşındaki birine davranış şekline çok kızmıştım. Bize ilk öğretilen ne olursa olsun büyüğüne saygıydı. O günden bu yana Türk futbolunda sevemediğim isimlerin başında gelir Rüştü Rençber.

Maç başladıktan sonra sahada ne oluyor pekte umurum da değildi. Sürekli bu adamı takip ediyor, hareketleri ben yaşlardaki her çocuğun hoşuna gidecek,
dikkatini çekecek türden şeyler oluyordu. Zaten ofsayt nedir, biz ligde kaçıncı sıradayız hepsinden bi haberim. Hayatımda ilk defa stadyumda bir maç seyrediyorum. Tv’de tek kanallı dönem yeni sona ermiş, futbol ve futbolcular hakkında bilgim mahallede ki ağabeylerin konuşmalarından dinlediklerim. Bugün ki gibi her şey bir tık uzakta değil ki o yaşlarda bir şeylerden haberdar olalım. Etrafımdaki insanların konuşmalarından o gün Fenerbahçe’yi yenmemizin mucize olduğunu çocuk olmama rağmen anlıyorum. Şampiyon olamadığı için kızdığım takımımın bu gününden, o günlerine baktığımda şaka gibi geliyor…

Sahada olup bitenden haberim yokken Kayserispor’un penaltı atışı kazanması ve etrafımdaki seyircilerin heyecanıyla dikkatimi maça  verdim. Tam o anda kapalı tribün önünde bir hareketlilik olduğunu gördüm. Bir ambulans o tarafa yaklaştı herkes meraklı gözlerle ne olduğunu anlamaya çalışırken kısa bir süre sonra; Kayserispor penaltı atışını kazanınca Amigo  Elifoğlu’nun heyecandan baygınlık geçirdiği ve ambulansın onu hasteneye götüreceği haberi bizim olduğumuz tribüne kadar ulaştı. Orada Elifoğlu ismi hafızamda ki yerini aldı. Taraftarı olduğu takım penaltı atışı kazandığı için heyecanına yenik düşen, seyircinin takıma destek vermesi için 2 saat boyunca tüm enerjisini harcayan bir adam…

O tarihten sonra hangi maça gitsem Elifoğlu’nun bizim tribünün önüne gelmesini heyecanla beklerdim, o zamanlar anlam veremesem de taraftarı teşvik etmek için yaptığı konuşmalar, taraftarla karşılıklı komik diyalogları beni neşelendirirdi her zaman. Sadece beni değil çevremde genç, yaşlı kim varsa. Bu gün o yaşlarda olanların çoğunluğun yaptığı tek şey bir insanın ne kadar kutsalı varsa hepsine küfür etmek…Elifoğlu’nun toplu halde küfür ettirmeye çalıştığına da şahid olmadım yada ben hatırlamıyorum.

Eğitimim nedeniyle Kayseri’den ayrıldığım dönemde vefat haberini aldım  bir yakınımı kaybetmişçesine bir burukluk oldu içimde, kendisiyle saha dışı hiçbir diyalogum yoktu Uzun zamandır da maçlara gitmiyordum ve Kayseri’den de uzaktaydım.

Okulumu bitirip diplomamı aldıktan sonra tekrar Kayseri’ye geldim. Beni maça götürecek amca yada amca yanında bende girebilir miyim maça diyeceğim birine de  ihtiyacım yoktu, kendi  biletimi alacak kadar param vardı cebimde artık. İlk fırsatta tarihini ya da kimle oynadığımızı hatırlayamadığım bir maça bilet aldım. Uzun zaman olmuştu tribünden maç seyretmeyeli , tribün kapısından içeri girip yeşil sahayı  görünce yine aynı heyecanı duydum hiçbir şey kaybetmemişim çocukluk alışkanlıklarımdan. Yine ilk defa maç izlediğim tribündeydim;

Sahaya bakıyorum ama bir eksiklik var, etrafımdaki insanlara bakıyorum hiç biri en son tribünlerde bıraktığım insanlar kadar neşeli değil. Herkes sadece maçın başlamasına odaklanmış. Oysa Elifoğlu varken herkes onun ne yaptığına bakar ona eşlik ederdi. Taraftarın yüzü gülerdi o varken.
 
Taraftar grupları var kale arkasında ve açık trübün de ama hiç biri Elifoğlu kadar coşturamıyor seyircileri. 20-25 yaşlarında biri bizim tribünün önüne geliyor ‘’haydi ağabeyler sarı-kırmızı diyoruz hep beraber’’ diyor ama kimse eşlik etmiyor daha sonra ‘’sizle bir şey yapılmaz.’’ deyip bırakıp gidiyor arkasına bile bakmadan. Elifoğlu öyle yapmazdı ki kendisine katılmayanın kaynanasından başlardı vecizeler dizmeye kimse de kızmazdı hatta gülerdi sonrada ona eşlik ederdi.
 
Hemen yanı başımda duran  bir amca ‘’ahh Elifoğlu nerede siz neredesiniz, onun yerini kimse dolduramaz.’’ lafını duyduktan sonra stadyuma girdiğim andaki heyecanımı bir anda yok oldu . Sahada bir maç oynanır ama ben geçmişe dalmışım .İlk defa bir Kayserispor maçından hiç heyecan duymadan ve zevk almadan ayrıldım hiçbir tezahürata da  eşlik etmedim.

O gün farkına vardım; Elifoğlu’nun gidişiyle Kayseri tribünlerinde ki bir devir çoktan kapanmış ve amigoluk tarihin tozlu raflarında yerini almış. Zaman zaman tribünlerde bahsi geçer hakkında kötü bir şey duymadım hep eğlenceli anılar anlatılır.

Bugün 20’li yaşların başında olan Kayserispor taraftarlarının onu hatırlaması çok zor.
 
Yıllardır Kayserispor maçlarını tribünlerden seyreden biri olarak  Elifoğlu kadar Kayserispor taraftarını coşturan, onların yüzlerini güldüren, neşelendiren ne bir taraftar grubu gördüm nede başka birini. Bu yüzden Kadir Has Arena’nın girişine sahteliği " Made in China "etiketli mallarından daha kolay anlaşılan çakma Zlatan İbrahimoviç heykeli yerine taraftarlar arasında efsaneleşmiş bir isim olan  Elifoğlu gibi birinin heykeli yapılması gerek dedim ama nerde.
 
Vefa İstanbulda bir semt adı olmaktan öteye gitmiyor günümüzde anlık başarıların ve heveslerin peşinde koşarken.


Mekânın cennet olsun Son Amigo. Sen gittin belki ama bu tribünlerde adın bizimle hep yaşayacak.

Selim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorum sizin...