25 Kasım 2012 Pazar

Haydi Konuşalım!


Üç haftalık sağlam bir periyot ve arkasından denk sayılacak bir takımla oynanan lig maçı sonrasında yaşanan hezimet. Açıklaması zor ama imkansız değil.

Rakibin sahaya dizilişini gördüğüm anda kurduğum cümle "İbre Sivasspor'dan yana" oldu. Çünkü sert bir orta saha ( Kadir ile Adem Koçak ) ve önlerinde sağlam, Süper Lig üstü denilebilecek bir hücum hattı ile çıkmışlardı. Bizde ise orta sahayı derleyip toparlayan iki isimden biri olan Riveros sahada yoktu. Okay ve Abdullah çok yumuşak kaldı rakip hücumculara göre.

Bu yumuşaklığa Engin'in yaptığı pozisyon hataları ve Malik Fathi'yi kendi kanadında yalnız bırakması eklenince Sivasspor bizim sol kanadı otobana çevirdi. İlk golde dilediğiniz kadar Ertuğrul'a kızabilirsiniz ama orada 10 kaleciden dokuzu kaleye gelecek şutu beklemez. Uzandı, yetişti ama çelemedi. O pozisyonda asıl kızılacak kişi Grosicki ile elim sende oynarcasına yan yana koşan ve yapması gereken defansif yardımı es geçen Engin Bekdemir'dir.

Biz bugün maçı orta saha üstünlüğünü kaybettiğimiz için verdik. Gel gelelim Sivasspor'un hakeden bir oyun oynadığını söylemeden geçmeyelim.

Bugün görüldü ki düşünülmesi gereken başka konularda var. Hiç yoktan yere gönderilmeye çalışılan isimler. Navarro geçen sene bizi ligde tutan kurtarışlar yapan kaleciydi. Ne oldu da gözden düştü? Yediği hatalı goller yüzünden düşüncesi ile hareket ediyorsak Ertuğrul 10. Haftayı görmemeliydi. Zira Navarro geçen yıl aynı dönemlerde bizim kazandığımız puanların bir çoğuna katkı sağlamıştı. Şu anda Ertuğrul'un böyle bir katkısından söz etmek pek mümkün görünmüyor. Keza aynı şeklide Cangele. Kadroya alınmayan o adam hem tribünleri, hem takım arkadaşlarını heyecanlandıracak bir kaç isimden biri. Bugün Mouche sahaya girdikten sonra ne yaptı? Yürüdü, mücadele etmedi, basmadı. Neden? Çünkü yeni sakatlıktan çıkmış, formsuz, maç eksiği var? Ona hiç kimse "ne yapıyor bu adam?" Demedi. Cangele Mouche'nin yaşadığı sakatlığı sakatlıktan saymayacak şeyler yaşadı, oynadığı süreçte elinden geleni yaptı ama şu anda kadroda yok. Biraz mantık. Dediğim dedik, çaldığım düdük demenin anlamı yok.

Tarihin en iyi kadrosunu kurduğunu iddia edenler, ellerinde kullanmadıkları cevherlerin farkına varsın. Bu cevherin adı Navarro olur, Cangele olur, Ahmet olur ya da Mehmet. Hiç farketmez. Gözünüzün önüne bakın. Bir şeyleri kaybetmek adına çırpınıyorsunuz farkına varın.

Sahada canla başla mücadele eden kardeşim Abdullah Durak için ne söylesek az. Bu takımı ne kadar benimsediğini bir kez daha dosta düşmana gösterdi. Kocaman yüreğine sağlık... Abdullah kadar olmasa da takımın ayakta kalan bir diğer ismi ise Cleyton'du. O da bariz yükselişte olan bir diğer isim.

Son bir ekleme. Türkiye de Kayserispor taraftarı dışında hiç bir taraftar maç oynanırken saha dışına çıkartılmıyor, çıkartılamıyor. Şu durmadan taraftara sallayanlar arada sırada taraftarlarına arka çıksa da bu rezil görüntülere izin vermese iyi olacak. En azından varlıklarından haberimiz olur. Kötü de olmaz sanırım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorum sizin...