18 Aralık 2012 Salı

Kapanış Güzel. Şimdi Sıra Açılışta.


Bazı maçlar vardır. Aslı suretinden daha flu olan. Kasımpaşaspor maçı tam anlamıyla böyle bir maçtı. Aslında Şota'nın varyasyonlarını az çok biliyorduk. Bizde iki yıl boyunca oynattığı futbolu Kasımpaşaspor'da da oynatmayı hedefliyor. Kısmen de başarılı. Son 3 deplasmanlarından 7 puan çıkarmışlar. Akhisar ve Bursa'yı yenip, ligin en hücumcu takımlarından Eskişehir ile berabere kalmışlar. Bunları bilmek ilk avantajımızdı bizim. Çünkü Şota bu. Aynı adam, aynı taktikler. İkincisi ise Kupa maçında geçen 120 dakikanın yorgunluğu ve penaltılarla elenişleri. Hem yorgun, hem moralsizlerdi. Dikkate değer bir avantajdı ama biz bu avantajları çok iyi kullanamadık. Bu yüzden aslı suretiden flu bir maçtı.

Dört dörtlük bir oyun oynamadık ama kazandık. İyi oynadığımız haftalarda kaybettiğimiz puanların diyeti olsun bu galibiyet. Hem ihtiyaç açısından gerekliydi, hem bir nevi ödül gerekiyordu...

Gel gelelim kötü sayılabilecek bir oyunla dahi 3-4 net pozisyon bulduk Paşa kalesinde... Biraz şans, biraz da beceri olsa maç daha farklı yerlere giderdi... Mouche'nin hücum etkinliğinin gol dışında olmadığını belirtelim. Ama gol vuruşunun da hakkını verelim. 

Bugün orta saha ve defans blogu arasında müthiş bir uyum vardı. Başta Riveros olmak üzere Sefa ve Cleyton geri dörtlüye daha yakın oynadılar. Cleyton'un diriliği bugün bir çok pozisyonda bizim sahamızdan alıp rakip sahaya taşıdığı toplarla kendini bir kez daha gösterdi. Hesap kitap işleri zordur aslında. Ama gel gör ki Zurab ve Eren'in son haftalarda ki uyumu bir çok beladan uzak tutuyor takımı. Eren' in göşterişsiz oyunu, kritik müdahaleleri ve maç içerisinde kendine has hareketleri maçın bir kaç kader oyuncusundan biri olduğuna inandırdı beni. Sanırım Eren' de ki yükselişin herkes farkındadır.

Keza Zurab. 87 de öyle bir top kesti ki. Pozisyon anında içim cız etti ve kendi kendime " hadi lan yine mi?" diyerek son dakika gollerine dem vurdum. O anı atlatabilmem için gözümü açmam ve Zurab ile Malik'in kucaklaşmasını görmem gerekti. Sadece o pozisyonla sınırlı değildi elbet Zurab' ın yaptıkları. Çok iyi çıkışlarla kale ön sahasını rahatlattı. Riveros' un iki stoperin arasına girdiği anlarda Zurab akılcı çıkışlar yaptı. Bir diğer büyük değişimi de defanstan çıkarken uzun top kullanmayarak gözümüze gözümüze soktu Zurab. Ve güzel olan bunu çok iyi yapması.

Salih içinde parantez açmak şart. Çok becerikli değil. Kısıtlı bir yeteneğe sahip. Ama o en büyük yeteneği olan yüreği ile oynuyor. Nereye koyarsan koy. Hiç sırıtmıyor adam. Ve bütün benliği sahada. Böyle mücadeleci, istekli, arzulu adamlara bu takımda her daim ihtiyaç var. Hep aklımdan geçiyor ama biliyorum çoğuınuz kızacak bana. Hala içimde bir Serdar Kesimal umudu var. Onun o hırsı, o kabullenmeyen tavırları hep aklımda. Salih' de onun bir diğer versiyonu sanki...

Bahsetmezsem olmaz. Okay oyuna girdikten sonra mücadelesi ile benden kesinlikle geçer not aldı. İyi top tuttu, ileri sağlam çıkışlar yaptı ve güzel yanı Riveros' un yanında oynadığının bilincinde bir kaç topa çok kritik müdahalede bulundu. Takım olarak dün Kasımpaşaspor' un hızlı atak yapma potansiyelini en düşük seviyede tuttuk. Bunuda kesinlikle takım savunması ile yaptık. Çok iyi alan daraltıp, topa bastık. Adam kovalamadan yerinde müdahalelerle oyunu soğutmayı bildik.

Bazen kötü oynarkende kazanmalısın. Çok mu kötüydük? Hayır. Ama iyi de değildik... Kabul edelim bunu.

Haftayı kapatan biz olduk, Cuma günü yine biz açıyoruz İnönü'de. Yani haftanın kapanışı güzel oldu, şimdi sıra son haftayı açmakta. Zor bir maç bizi bekliyor. Dilerim alnımız ak, başımız dik bir veda ile kapatırız ilk devreyi. 1 puanın dahi önemli olduğunu unutmadan...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorum sizin...