11 Eylül 2015 Cuma

Neyse ki


Aslında, bizim için sezon hiç mi hiç parlak başlamadı, diyebiliriz. Hiçbir profesyonel kulübe yakışmayacak şekilde yaşanan yönetim boşluğu (ya da rezaleti de denebilir) ve sahipsizlik camia olarak endişeli günler yaşattı bizlere.. Üstüne üstlük bir türlü açıklanmayan ve sahiplenilmeyen borç yükü ve bu yükün takım üzerinde üzerindeki olumsuz etkisi, takımdan bir bir ayrılan futbolcular derken adeta yüreğimizin sıkıştığı günleri yaşadık.. Zira, Kayserispor taraftarı hiç de böyle şeylere alışık değildi.

Bütün bunlar, bizim adımıza geçtiğimiz yıllara göre “kısır” veya “düşük potansiyelli” bir transfer döneminin habercisi gibiydi. Dolayısıyla, bu seneki transferlerimizin de ancak, “fena değil” olarak nitelendirilebilecek seviyede kalması beklenebilirdi, belki de içinde bulunduğumuz durum itibariyle bu duruma kimse itiraz etmezdi. Ama ne olursa olsun Kayserispor güçlü bir camia olduğunu göstererek, ligin çürük ve gezgin oyuncularını toplamadan yapılabilecek en “faydalı” transferleri yapmaya çalıştı.  

İlk önce, hoca hamlesi geldi. Tarzı, futbol anlayışı (benim çok da beğenmediğim bir futbol anlayışı: fazla savunmacı ve durağan) tartışılır olsa da mevcut şartlara göre “olsun olsun iyidir yine de” denilebilecek bir isim bence Tolunay Hoca… Sonuçta ligi tanıması ve tecrübesi bizim için büyük avantaj.. Tolunay Hoca’nın ligi tanıyan eski öğrencileri ile yaptık ikinci hamlemizi.. Teknik direktörlerin eski öğrencilerini hemen yanlarına alması şeklindeki transferleri oldum olası sevmem, ben de pek heyecan uyandırmaz ama isim olarak, takıma direk katkı yapabilecek isimler aldık diye düşünüyorum. Özellikle, güçlü fiziği ve hızı ile Samba Sow’dan katkı anlamında ümitvârım.   Larrys Mabiala’dan da kalite olarak ümitliydim fakat ilk 3 haftalık performansı bende biraz hayâlkırıklığı yarattı diyebilirim.. Abdulaziz Demircan ise, yetenekli ve iş yapabilecek bir kaleci..

Derley ve Diego Lopes; Portekiz Ligi’nden kelepir bulup kadrosuna kattığı tam bizim takımın harcı isimler.. Kelepir demişken lütfen yanlış anlaşılmasın; küçümseme anlamında değil, ucuza kapatılmış iyi transferler anlamında kullanmadım bu ifadeyi. Umarım, takıma katkıları “yükte hafif pahada ağır” kâbilinden olur.. Özellikle, Derley, -Diego Lopes, en iyi yaptığı iş gol atmak dese de- ileride top tutma işinde çok daha mahir.. Zira, bu özelliğiyle Osmanlıspor maçındaki golün hazırlayıcısıydı. Umarım, golleriyle de tanışırız ilerleyen haftalarda. Sizi bilmem ama ben Nobre’ye benzettim Derley’i.. Ondan biraz daha yetenekli sanki.. Diego Lopes hakkında da hep iyi şeyler söylendi, umutluyum.. İnşaallah yeteneğini kullanıp takıma en üst seviyede katkı sağlar.

Daha sonra, basının “Beşiktaş istedi Kayserispor aldı.” klişe başlığı ile duyurduğu, Deniz Türüç transferi geldi. Hollanda ekolünde yetişen, yetenekli ve oyun bilgisi gelişmiş bir isim.. Ligin ilk iki maçında verdiği paslar, oyun içindeki hamleleri vs. ile biraz biraz sundu bize yeteneklerini. Konya maçındaki gol vuruşu “usta işi” cinsindendi. Lige biraz daha alışırsa; takımı ateşleyecek, oyunun gidişatını değiştirebilecek seviyeye çıkabilir. (Hadi hayırlısı..) 



“Özveri”… Taraftarın bir futbolcuda aradığı en önemli erdemdir. Hâliyle de, özverili futbolcular hep sevilmiştir. Mesela, Salih Dursun’u, Riveros’u, Toledo’yu kim sevmez.. Furkan Özçal tam da bu türden bir isim.. Zaten tanıdık bir isim olduğu için teknik olarak üzerinde çok durmayacağım. İnşaallah, İstanbul ona yaramıştır. Futbolunu daha da geliştirmiştir.

 

Süleyman Hurma transferi ile kardeşliğimizi pekiştirdiğimiz Trabzonspor’dan gelen Mustafa Akbaş ve Zeki Yavru transferlerine ilk başta anlam verememiştim. Soner Aydoğdu ve İshak Doğan gelseydi bari diye içimden geçirmiştim ama olmadı işte. (Mevcut performansından ötürü) Mustafa Akbaş transferine hâlâ bir anlam veremediğimi söyleyebilirim. Ama, “Zekinho” Mersin deplasmanında galibiyeti getiren enfes golü, özverili oyunu ve maç sonu röportajındaki samimiyeti ile beni “iş yapar” bir transfer olduğuna ikna etti. Hatta, pek bi sevdim bu çocuğu diyebilirim ;)  

    

Transferin son günlerinde ise, geçtiğimiz yılları hatırlatan, umut ışığımızı güçlendirecek, takım içi opsiyonları daha da arttıracak; Oğulcan -ki, bu sene beni en mutlu eden transfer- Yakubu ve Berkan Emir transferleri geldi. İyi de oldu hâliyle.. Uzattığımın farkındayım. Bu üç transferi birkaç kelimeyle özetleyip sabrınızı daha fazla istismar etmeden yazımı tamamlayayım. Oğulcan; hızlı, yetenekli, yıldız ışığı olan bir isim.. Yakubu; güçlü, tecrübeli.. Berkan Emir; geçen seneyi iyi geçirdi, özellikle hücum yönü iyi, savunmada da fena değil.

Sinan Bakış ve Diego Biseswar da performanslarını artırarak yeni transfer etkisi yapabilme konusunda en kuvvetli iki aday diye düşünüyorum. Ömer Bayram, Marko Simić ve Hakan Arıkan da takım iskeletinde değişmez isimler olacaktır.

Dar zamanda, dar bir maliyetle kurulan, hâlihazırda oturmamış yeni bir takımdık.. Lige korkularla başladık. Osmanlıspor maçından son dakikada gelen 1 puan, Konya maçında dengeli bir oyunla gelen 1 puan ve Mersin’den gelen 3 puan ile fena sayılmayacak bir performansla korkulu denilebilecek bir süreçten iyi çıktık diyebiliriz. Ayrıca, bu süreç takım adına ilerleyen haftalarda olumlu sinyallerin geldiği bir süreç oldu ki bu hepsinden önemli.. Ancak, takımda başta uyum problemi olmak üzere, pozisyon üretme, hızlı oynayamama vb. birçok problem olduğu da gözardı edilmemeli.. Umarım, lige verilen arada bu konularda olumlu gelişmeler olmuştur.

Daha güzel günlere, daha iyi bir Kayserispor’a en kısa zamanda kavuşmak temennisiyle.. Hoş bakın zâtınıza..

Hasan ERBAY
twitter.com/ErbayHasan

1 yorum:

  1. Emeğinize sağlık bu değerli yorum ve analizinizden dolayı. Yazılarınızın devamını bekliyoruz ve bu akşam ki trabzonspor maçından zaferle dönmeyi yüce Allahtan temenni ediyoruz...

    YanıtlayınSil

Yorum sizin...